COVID-19’u İyi Tanımalıyız!

Dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor. Her gün yüz binlerce insan COVID-19Dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor. Her gün yüz binlerce insan COVID-19 virüsüne yakalanıyor, binlercesi hayatını kaybediyor. Hastalıkla mücadelede bir seneyi geride bıraktık ancak istediğimiz başarıyı elde edemedik. Her ne kadar bulunan aşılar hastalıkla mücadelenin en etkin yöntemi olsa da tedarikteki eksiklikler, aşıların tam koruma sağlayamaması, yeni varyasyonlar gibi faktörler korunma yöntemlerinin gevşetilmemesi gerekliliğini gözler önüne seriyor. ESOGÜ Haber’e açıklamada bulunan Üniversitemiz Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi ve T.C. Sağlık Bakanlığı COVID-19 Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Selma Metintaş, hastalığın yeni belirtilerine dikkat çekiyor. Ateş, kusma ve ishal gibi rahatsızlıklarla kendini gösteren hastalığa burun tıkanıklığı, burun akıntısı, mide bulantısı, kusma ve deri döküntüleri belirtilerinin de eklendiğini; virüsün iyi tanınması ve mücadele yöntemleri geliştirilmesinin hayati önem taşıdığını söylüyor.

“Birden fazla önlem uygulanmalı”

T.C. Sağlık Bakanlığının verilerine göre bugüne kadar 23 milyondan fazla vatandaş COVID-19 virüsüne karşı aşılandı. Aşının tam koruma sağlaması için ise toplumun çok büyük bir bölümünün aşılanması gerekiyor. Aşı tedarikinde gerçekleşen güçlükler beklenen oranlara yaz aylarında ulaşılacağını gösterirken süreci hastalıksız geçirmede alınacak çeşitli tedbirler çok daha önemli hale geliyor. Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Metintaş, “COVID-19’la mücadelede bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, istenen başarı elde edilip hastalık kontrol altına alınamamıştır. Geçen bir yılda COVID-19’la mücadelede hastalıktan korunmak için tek bir önlemin yeterli olmadığı birden fazla önlemin uygulanmasının gerekli olduğu anlaşılmıştır. Aşı, hastalık kontrolü için son aylarda en büyük ümit haline gelmiştir. COVID-19 için etkili aşılar bulunmuştur, ancak aşı stokları henüz istenen düzeye ulaşmamıştır. Üstelik aşı tam koruyucu olmadığından ‘maske’, ‘mesafe’ ve ‘temizlik’ üçlemesiyle özetlenen tedbirlere uymaya devam edilmesi gerekliliği açıktır” diyor.

“Bireyler hastalığın belirtilerini iyi bilmeli”

Vaka bildiriminden sonra hastalık etkenini, kaynağını bulmaya yönelik saha incelemesi olan filyasyon yöntemine ilişkin de bilgilendirmede bulunan Prof. Dr. Metintaş, “Hastalık kontrolünde başarısı hiç yadsınamayacak sağlık otoritesine ait uygulamalardan birisi, filyasyon çalışmaları olmuştur. Sağlık örgütü çok sayıda filyasyon ekibi  kurarak temaslı takibi yapmıştır. Temaslı aranmasındaki en önemli etken hastaları erken dönemde bulmak ve mümkün olduğu kadar az bireyle temas etmelerini sağlayarak enfeksiyon zincirini kırmaktır. Filyasyon çalışmalarında başarının artırılmasında toplumdaki bireylerin kendilerinde gelişebilecek COVID-19 hastalığının belirtilerini bilmeleri, farkındalıklarının yüksek olması oldukça önemlidir” ifadelerini kullanıyor.  

Yeni belirtiler: Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, mide bulantısı, kusma, deri döküntüleri

Prof. Dr. Metintaş, hastalığın belirtileri arasına yeni semptomların da girdiğini söylüyor: “Hastalık başlangıcında mevcut olan COVID-19’un belirti ve şikayetleri değişkenlik gösterebilir, ancak hastalığın seyri boyunca birçok COVID-19 hastası aşağıdaki belirtileri göstermiştir:

  • Ateş veya titreme (en sık görülen belirti ateş olup, ateş genellikle 38.00C’yi geçer)
  • Öksürük (ikinci en sık şikayet)
  • Nefes darlığı veya nefes almada güçlük
  • Yorgunluk
  • Kas veya vücut ağrıları (miyalji)
  • Baş ağrısı
  • Yeni ortaya çıkan tat veya koku kaybı (anosmi)
  • Boğaz ağrısı
  • Burun tıkanıklığı veya burun akıntısı (rinore)
  • Mide bulantısı ya da kusma
  • İshal

Yorgunluk, baş ağrısı ve kas ağrıları hastaneye kaldırılma durumu olmayan kişilerde en sık bildirilen semptomlar arasındadır. Boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya burun akıntısı da diğer belirgin semptomlar olabilir. Hastalık şikâyetleri, hastalığın ciddiyetine göre değişebilir. Nefes darlığının hastalığın şiddeti ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Nefes darlığı, COVID-19 ile hastaneye yatırılan kişilerde en önemli belirteçtir. Nefes darlığı hastaneye kaldırılanlarda, hafif hastalığı olanlara (hastaneye kaldırılmayan hastalar) göre daha yaygın olarak bildirilmektedir.  Yaşlı yetişkinler ve tıbbi ek hastalıkları olan kişilerde daha genç veya ek hastalıkları olmayanlara göre, hastalık sonrasında ateş ve solunum semptomları daha çok yaşanmaktadır.”

Sindirim sistemi ve deri rahatsızlıkları

COVID-19’un değişik klinik tablolarının sıklıkta görüldüğünü belirten Prof. Dr. Metintaş hastalığın sindirim sistemi rahatsızlıkları ile de kendini gösterebileceğini belirtiyor: “Birçok COVID-19 hastası, bazen ateş, alt solunum yolu belirti ve semptomları yaşamadan önce mide bulantısı, %19 dolayında kusma veya %24 dolayında ishal gibi gastrointestinal semptomlar gösterebilir. Bir çalışmada koku veya tat kaybının hastaların üçte birinde ve özellikle kadınlarda, orta yaş grubu hastalar arasında daha sık olarak görülmüştür. Yaklaşık %20 sıklıkla deri belirtileri de görülebilir. COVID-19 ile ilişkili en yaygın belirtiler makülopapüler döküntüler (%22), el ve ayak parmaklarında renksiz lezyonlar (%18) ve kurdeşen (%16)’dir. Ek olarak, COVID-19 tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlar da deride yan etkilere neden olabilmektedir. Hastalık şiddeti ve COVID-19 deri semptomlarının zamanlaması belirsizdir.

Asemptomatikler

COVID-19 ile bulaş olmuş, ama hiç semptom göstermeyen (asemptomatik) ve henüz semptomatik olmayan (presemptomatik) hastalarda, SARS-CoV-2 ile infeksiyonu belgeleyen birçok çalışma vardır. Asemptomatik kişiler her zaman test edilmediğinden asemptomatik infeksiyon prevalansı ve presemptomatik infeksiyonun tespiti henüz tam olarak anlaşılamamıştır. SARS-CoV-2 için ters transkripsiyon-polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) testine ve serolojik çalışmalara dayanan mevcut veriler, asemptomatik enfeksiyonların yaygın olabileceğini, toplam enfeksiyon sayısının muhtemelen bildirilen vaka sayısından daha fazla olduğunu göstermektedir. Hastalarda semptomların başlangıcından önce akciğer görüntülemesinde anormallikler olabilir.”

COVID-19 ile mücadelede başarıya, ancak toplumun her ferdinin katkısıyla ulaşılabileceğini belirten Prof. Dr. Metintaş, “COVID-19 belirtilerini gösteren hastaların hemen RT-PCR testi ile tanı çalışmalarını yaptırmaları, maskelerini takarak kendilerini izole etmeleri hastalık kontrolü için elzem yöntemlerdendir” diyerek ortak çaba ve özverinin önemine dikkat çekiyor.

Selma Metintaş, Doktora ve Tıpta Uzmanlığını Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Dahili Tıp Bilimlerinde tamamladı. 2000 yılından beri ESOGÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında profesör unvanı ile görev yapmaktadır. Araştırma alanlarının başında enfeksiyon hastalıkları ve epidemiyoloji bulunan Metintaş, 2020’den beri T.C. Sağlık Bakanlığı COVID-19 Bilim Kurulu üyeliğini de yürütmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s