Hayatımızdaki Matematik

Medeniyetimizi ve yaşam konforumuzu borçlu olduğumuz matematik özellikle ülkemizde hak ettiği değeri pek göremiyor. Genelin uzak durduğu bu bilim dalı hayatın her alanındadır ve özellikle de problem çözme becerisini geliştirdiği için de çok önemlidir. Üniversitemiz Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Yenilmez matematik nedir sorusunu cevaplayarak bu bilim dalının önemini anlatıyor.

Matematik nedir?

Matematik nedir? sorusunu soracağınız herkes muhtemelen birbirinden farklı tanımlamalar yapacaktır;  matematiği herkes farklı tanımlar. Bu aslında gayet doğaldır. Çünkü herkes farklı düzeyde matematik bilgisine sahiptir ve sahip olduğu bilgi dahilinde bir tanımlama yapmaya çalışmaktadır. Bunun dışında herkesin matematik anlayışının da farklı olduğu söylenebilir. “Matematik” terimi, Antik Yunanca “matesis” kelimesinden türetilmiş olup “ben bilirim” anlamındadır. Yani Antik Yunan’da matematiği bilen bir kimse her şeyi bildiğini iddia edebilmekteymiş. Matematik ile ilgili çeşitli kaynaklarda yapılan tanımlar arasında, “Dil, din, ırk ve ülke tanımadan medeniyetten medeniyete zenginleşerek geçen, sağlam, kullanışlı, evrensel bir dil ve kültürdür”, “İnsanların ortak düşünce aracıdır”, “Yayılma alanına ve derinliğine sınır konamayan bir bilimdir, bir sanattır”, “Beyin jimnastiğidir”, “Bir takım sembolleri kullanan dildir” gibi ifadeler yer almaktadır. Dikkat edilirse bu ifadelerin bazıları matematiği tanımlamaya bazıları ise betimlemeye yöneliktir. Görüldüğü gibi ortak bir tanımının yapılamaması bile matematiğin konu ve uygulama alanına sınır konulamayan, insanlık için ne kadar değerli ve önemli bir bilgi birikimi olduğunun göstergesidir.

Matematik nasıl ortaya çıktı?

Matematiğin ortaya çıkışına yönelik iki felsefi yaklaşım mevcuttur. Bir yaklaşıma göre “matematik icattır” diğer bir yaklaşıma göre ise “matematik keşiftir”. Bunlardan ikinci görüşü destekleyen doğal kanıtlar oldukça fazladır. Fibonacci sayıları, altın oran (1,618), sarmaşıktaki helis eğrisi vb. Örneğin birçok dallı bitkide her yıl yeni dallanmaların sayısını bulmak için yere paralel çizilecek doğruların kestiği dal sayıları ardışık Fibonacci sayılarıdır. Çam kozalağı, papatya ve ayçiçeğinin orta kısmında bulunan saat yönündeki ve tersi yöndeki spirallerin sayıları her zaman ardışık iki Fibonacci sayısı olmaktadır. Bunun dışında birçok sanat eserinde estetik bir görüntü ortaya koymak amacıyla altın oran kullanıldığı bilinmektedir. Parthenon tapınağı, Taj Mahal, Notre Dame Katedrali, Anıtkabir, Mısır Piramitleri altın oran kullanılarak yapılmış mimari eserlerdendir. Ayrıca Da Vinci’nin Mona Lisa adlı eserinde de altın oranı kullandığı bilinmektedir. Bunun dışında normal gelişim gösteren her insanın vücudunda (boy/bacak boyu gibi) ve yüzünde (yüzün uzunluğu/yüzün genişliği gibi) altın oranı veren basit hesaplamalar yapılabilmektedir.

Matematik okuryazarlığı

Bu sorunun cevabı aslında çok açık. Matematiksel kavram ve ilişkileri öğrenmek bir insan olarak doğuştan sahip olduğumuz ve bizi diğer canlılardan ayıran en önemli yetilerimizden biri olan düşünme becerisini geliştirmektedir. Bunun yanında matematiği öğrenmek doğru akıl yürütme ve karar vermeyi sağlar, bilimsel düşünme yollarını öğrenip uygulamayı sağlar, eleştirel düşünme yeteneği kazandırır, herhangi bir konuda değişik yollardan düşünebilmeyi öğretir, araştırmaya ve incelemeye yöneltir, sistemli ve mantıklı düşünmeyi öğretir, soyut bilgileri somut durumlara, genellemeleri ve teorileri özel durumlara uygulatır, sebep ve sonuç arasında bağıntı kurma ve sentez yapmayı sağlar, herhangi bir durumda tutarlı tahmin yapabilmeyi öğretir. Matematik dersi öğretim programlarında da belirtildiği gibi matematik dersi ile bireylere akıl yürütme, ilişkilendirme, iletişim ve problem çözme becerilerinin kazandırılması amaçlanmaktadır. Tüm bu becerilere sahip olmak günümüzde yeni bir kavram ile ifade edilmeye başlamıştır: “Matematik okuryazarlığı”. Matematik okuryazarlığı, matematiğin tarihsel gelişimi hakkında bilgi sahibi olma, günlük hayattaki matematiksel ilişkileri fark etme, iletişim kurmak için matematik dilini kullanma, problem çözme ve matematik bilgileri gerçek hayat durumlarında kullanmayı içermektedir.

Matematik her yerde

Sabah yataktan kalkıp akşam tekrar yatana kadar yaptığınız işlerde hiç matematik kullanmadan bir gün geçirmeyi deneyin, yapamazsınız, çünkü matematik her yerde. Okulda matematik dersinde öğrendiğiniz bilgilerin ve kazandığınız becerilerin günlük yaşamda bir yerlerde mutlaka işinize yaracağını asla unutmayın. Hayatta matematik olmadan hiçbir şeyin olmayacağını bilin. Aslında bu bilgileri çoğu zaman farkında olmadan kullanıyoruz. Örneğin çoğu zaman parklarda karşılaştığınız üçgen şeklindeki bir güzergahta neden üçgenin iki kenarını yürümek yerine çapraz yolu kullandığınızı hiç düşündünüz mü? “Kestirme yani daha kısa da ondan” dediğinizi duyar gibiyim. Peki çapraz yolun daha kısa olduğunu nereden biliyorsunuz? Tabi ki matematik dersinden. Çünkü üçgeni anlatırken öğretmeniniz bir üçgenin iki kenarının uzunlukları toplamının her zaman üçüncü kenarın uzunluğundan daha fazla olduğundan söz etmişti. Bunun gibi matematik dersinde öğrendiğimiz ve günlük yaşamda kullandığımız birçok bilgiyi örnek verebiliriz. İşte bu yüzden okulda öğretilen matematiği iyi öğrenmeli ve günlük yaşamda da bu bilgileri doğru bir şekilde kullanmalıyız.

Niçin matematikte başarılı olamıyoruz?

Matematik dersindeki başarısızlığın bana göre farklı boyutlardan kaynaklanan nedenleri var. Örneğin öğrencilerin büyük bir çoğunluğu henüz matematik dersini görmeden bile bu dersi yapamayacağı ve anlayamayacağı gibi olumsuz bir önyargı geliştirebiliyor. Matematiğe karşı önyargı bence en önemli başarısızlık nedenlerinden birisi. Bundan başka öğretmenlerin matematik derslerinde konuları günlük yaşamdan ve birbirinden kopuk bilgiler olarak anlatmaları da bana göre en önemli nedenlerden. Uzun yıllardır matematik dersi öğretim programlarımız “az zamanda çok şeyler öğretme” yaklaşımını benimsediği için matematik derslerinde çok fazla konuya yer verilmekteydi ve öğrenciler de doğal olarak bu konuların tamamını öğrenememekteydiler. Bu konuda ülkemizde özellikle 2013 ve 2017 yılında gerçekleştirilen program revizyonları ile matematik programındaki konu ve kazanım sayıları bir parça azaltıldı. Tabi bu durumun da ortaokul ve lise açısından olumlu ancak üniversite açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği de açıktır. Ortaokul ve lise öğrencileri belki azalan konuları daha iyi öğrenebilecekler ancak bu kez de üniversiteye daha hazırlıksız gelecekler.

Neden matematik öğrenmeliyiz?

Hayatım boyunca sıklıkla karşılaştığım “Neden matematik öğrenmeliyiz?” sorusu beni “Hayatımızdaki Matematik” başlıklı konferanslar vermeye yöneltti. Hayatımızın neden matematik olduğunu, matematiğin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı, matematik bilmenin bize ne tür beceriler kazandırdığı üzerine özet bilgilerden oluşan bir sunum hazırlama gereği duydum. Yaklaşık 10 yıldır kişisel olarak bizzat kendi tespitlerimden, yakın çevremden bana iletilen tespitlerden ve internet ortamlarından elde ettiğim matematiğin yanlış kullanıldığı onlarca örnek topladım ve hazırlamış olduğum sunuma bu örnekleri de ekledim. Bunu yapmamın nedeni, çocuklarda, gençlerde hatta yetişkinlerde okulda öğrenilen matematiğin günlük yaşamda doğru kullanılıp kullanılmadığı konusunda bir farkındalık yaratmak ve böylece yapılan hataların sayısının azalmasını sağlamaktı. Hayatımızdaki Matematik başlıklı konferansımı şimdiye kadar ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeyinde Türkiye’nin pek çok köşesinde paylaşmaya çalıştım. Her sunumdan sonra öyle güzel dönütler aldım ki doğru yolda olduğumu düşünerek halen gelen tüm tekliflere cevap vermeye çalışıyorum.

Bununla ilgili beni şimdiye kadar en çok duygulandıran bir anımı paylaşmak isterim. Eskişehir ili Tepebaşı ilçesine bağlı bir ortaokulun daveti üzerine konferansımı vermek üzere söz konusu okula gittim. Konferans gayet güzel geçti, öğrenciler de bir hayli ilgiliydi. Konferansın sonunda bir kız öğrenci yanıma gelerek matematiği şimdiye kadar hiç sevmediğini, çalışmak istemediğini ve derste anlatılanların başka hiçbir yerde işe yaramayacağını düşündüğünü ancak bu konferansla birlikte bu olumsuz düşüncelerinin tamamen değiştiğini ve matematiğin ne kadar değerli ve hayatımızı kolaylaştıran bir bilgi birikimi olduğunu çok iyi anladığını söyleyerek bunu sağladığım için bana sarılmak istedi. Şimdiye kadar hiçbir konferansımda bu kadar duygulandığımı hatırlamıyorum.

İyi bir matematik okuryazarı olmanız dileğiyle…

Kürşat Yenilmez, 1994 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nden birincilikle mezun oldu, lisans üstü eğitimini ESOGÜ’de tamamladı. 2001 yıldan beri ESOGÜ’de öğretim üyeliği yapan Kürşat Yenilmez, 2015 yılından beri Profesör unvanı ile ders vermektedir. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s